top of page

Foam Tables Tasarım Hikayesi - Tuğçegül Ülker ile Organik ve Sürdürülebilir Tasarım

  • Yazarın fotoğrafı: Ali Kokal
    Ali Kokal
  • 9 Oca
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 9 May

Bazı tasarım projeleri, günlük hayatta fark edilen küçük detaylarla başlıyor. Foam Tables projesinin çıkış noktası da tam olarak böyle. Bir kahve molasında dikkat çeken köpük hareketi, yavaşlama fikri ve doğayla kurulan sezgisel ilişki, bu projede tasarımın temelini oluşturuyor. TALENT Insights: Tasarım Hikayeleri serimizin bu bölümünde, endüstriyel tasarımcı Tuğçegül Ülker'in Foam Tables projesine nasıl yaklaştığını, tasarım sürecinde neleri önemsediğini ve organik formlarla kurduğu bağı inceliyoruz.


Davetimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz Tuğçegül Hanım. Kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Davetiniz için ben teşekkür ederim. Kısaca kendimden bahsetmem gerekirse: Ben Tuğçegül, Gazi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü’nden 2024 yılında mezun oldum. Seyahat etmeyi, yeni kültürler tanımayı ve hayata dair farklı perspektifler yakalamayı seviyorum. Şuanda eğitim hayatıma devam etmek üzere İtalya’da bulunuyorum, Roma Sapienza Üniversitesi’nde Ürün ve Servis Tasarımı üzerine yüksek lisans yapıyorum. Bu söyleşide genç bir tasarımcı olarak tasarım bakış açımı tamamiyle yansıttığımı düşündüğüm Foam Tables projemden bahsetmekten mutluluk duyuyorum.



Foam Tables projesini nasıl tanımlıyorsunuz? Bu proje sizin için neyi ifade ediyor?

Foam Tables projesi, benim yeni mezun olduğumda kendi yolumu çizme sürecinde başladığım bir proje; bu sebeple yeni yetme bir tasarımcı olarak benden çok şey yansıtıyor. Yarışmanın temasını gördüm ve çevreye duyarlı bir tasarımı insanlara nasıl bir mesajla verebileceğimi düşündüm. Bu sırada sık sık tükettiğimiz kahve ile kullandığımız sehpalar arasında bir köprü oluşturabilir miyim diyerek yola çıktım. Tamamen tasarım sürecinden keyif almak üzere başladığım bir projeydi, kahve telvelerini toplayıp kurutup farklı malzemelerle denemeler yaptım. Basit gibi görünen bir objeyi daha sezgisel ve duygusal bir noktada yakalamak istedim.


İki adet açık bej renkli, katmanlı ve tırtıklı dokuya sahip, amorf (şekilsiz) formda "foam table" orta sehpası. Sehpanın koyu cam yüzeyi üzerinde rose gold vazolar, Caravaggio ve "Art for All" tasarım kitapları ile modern siyah bir mumluk yer alıyor

Gerçekten özgün bir bakış açısı. Peki, organik tasarımın iç mekândaki psikolojik etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Benim için hayatı yavaşlatıp gözlemlemek hep ilham oldu. Tıpkı bu projede kahve bardağının yüzeyindeki köpüğün hareketini yavaşlatıp, tasarımın formuna yansıtmak gibi. Doğada ise duyumsadığımız her şeyde akışkanlığı ve birbirleri arasındaki bağlantıyı sezebiliyoruz. İnsandaki aidiyet duygusunun ve iç güdülerin istediği doğallığı mekanda ve objelerde yakalayabilmesi ona huzur verecektir. Bence iç mekandaki organik tasarımın insan doğasıyla uyumu da, bu alışık olduğumuz yumuşaklığı ve bağlantıyı kullanıcıya sunarak daha güvenli bir alan yaratıyor.


Foam tables, mekân kurgusunda size hangi esneklikleri sağladı?

Organik tasarımın kullanıcıya sunduğu konfordan bahsetmişken, mekanda dengeli bir şekilde konumlandırmayı planladığım bu sehpa parçalarının formu benim için önemli bir kriterdi. Bu sebeple kullanıcıların sehpa çevresindeki hareketlerini ve sehpalarla ilişkilerini göz önüne aldığımda cömert ve kolay bir ilişkiyi hedefledim. Bununla birlikte sehpaları bir büyük orta sehpa bir de yan sehpa olarak kurgulamak benim için stratejik bir karardı. Mekan kurgusunda birkaç tane sehpayı yan yana koyduğumda sırıtmaması ve ahenk içinde durabilmesi, kullanıcıya farklı kullanım senaryoları vererek özgürlük tanıyor.


2026 dekorasyon trendlerini yansıtan, sıcak pembe duvarlı ve modern mobilyalı geniş bir oturma odası görünümü. Odada krem rengi kıvrımlı bir kanepe, merkezde amorf bej "foam tables", turuncu ve toz pembe heykelsi koltuklar ile yerde dekoratif mavi küreler bulunuyor

Peki, projenin çok amaçlı yüzey yapısını oluştururken işlevsellik ile estetik arasındaki dengeyi nasıl kurdunuz?

Projeye malzeme, üretim teknikleri ve kullanıcı-sehpa ilişkisini inceleyerek başladım. Noktaları birleştirerek ortaya bir şeyler çıkarmak benim için çok tatmin edici bir süreç, bu yüzden kavram haritasıyla ilerlemeyi seviyorum. Ürünün 3-boyutlu üretim teknolojisinden gelen doğal formunu, kullanıcının ihtiyaçları doğrultusunda törpüleyerek oluşturdum ve olabildiğince basit tuttum. Bu aşamada estetik kararlar, işlevin ve üretim kriterlerinin bir sonucu olarak doğdu. Kısaca estetik her adımda kapsayıcı bir kriter olarak var oldu, ama hiçbir yüzey yalnızca estetik olduğu için var olmadı.


Bu projede 3D üretim teknolojisi, geleneksel yöntemlere göre size en çok hangi noktada avantaj sağladı?

Bu projede 3D üretim teknolojisini seçmemin en büyük nedeni, prototip kolaylığı ve dağıtım maliyetleriydi. Organik bir form oluşturmaya çalışırken kalıp maliyetinin olmadığı ve form özgürlüğünün çok fazla olduğu nadir üretim yöntemlerinden biri olması benim hayran olduğum bir ayrıntı. Bununla birlikte 3D üretim derken aslında ürün “3D concrete printing (3D beton baskı)” yöntemiyle üretilmeyi öngörüyor. Yani geri dönüştürülmüş plastikler yerine, beton gibi doğal, dayanıklı ve geri dönüştürülebilir bir malzeme ile 3D teknolojisinin buluşmasını incelemek benim bu projenin araştırma sürecinde en çok keyif aldığım noktaydı.


Canlı kiremit/turuncu tonunda, tırtıklı dokulu ve amorf şekilli "foam table" yan sehpa detayı. Sehpanın siyah cam tablası üzerinde bir fincan kahve ve Hokusai sanat kitabı duruyor; arka planda ise altın rengi şık bir lambader ve modern bir ayna yansıması görülüyor

Foam Tables’ın form dili ile mekândaki mimari elemanlar arasında nasıl bir oransal uyum yakaladınız?

Foam Tables’ın form dili basit ama gösterişli, çarpıcı ama uyumlu. Sehpa takımı organik formda birbiriyle uyumlu, biri orta sehpa diğeri yan sehpa olmak üzere iki farklı yükseklikteki elemandan oluşuyor. Ürünün boyutsal anlamda sektördeki diğer mobilya elemanlarıyla uyumu kaçınılmaz bir zorunluluk, çünkü mekanın merkezine konumlandırmayı amaçladığım dominant bir üründen bahsediyoruz aynı zamanda. Fakat tasarımın sıradanlığını sadece boyutsal düzeyde tutmaya çalıştım. Alışıldık sehpa bacaklarını kullanmak yerine, üründe kullanıcıya ve diğer mobilya elemanlarına etkileşim alanı tanıyacak boşluklar yarattım. Ürünün sadece kullanıcıyla ilişkisini değil, diğer mobilyalarla etkileşimlerini de düşünerek formunu tasarladım. Tüm mekana baktığımda özgür, yaratıcı ve hayal dünyasına yakın ama aynı zamanda ayakları yere basan bir çift sehpa tasarlamış oldum.


Son olarak, sürdürülebilir üretim ve uzun ömürlü tasarım anlayışının geleceğini nasıl yorumluyorsunuz?

Sürdürülebilirlik çok fazla dallanan ve son zamanlarda dünyada birçok alanda duyduğumuz bir kavram. Bu da aslında çağımızın en önemli gereksinimlerinden biri olduğunu göstermeye yetiyor bence. Sürdürülebilirliğe üretim açısından bakarsak onu tüketimden ayrı düşünemeyiz ve bu bağlamda da optimize edilmeyi bekleyen çok fazla nokta var. Bana göre ipin başını ve ucunu iyi takip ediyor olmak sürdürülebilirlik için bir zorunluluk. Bunun yanında uzun ömürlü ürünler tasarlamanın da sürdürülebilirliği desteklediğini düşünüyorum. İnsan olarak içinde bulunduğumuz zamanın şartlarına ayak uydurmaya çalışırken bazen davranışlarımızı sorgulamayabiliyoruz, mesela çağımız endüstrisinin toplumu tüketim çılgınlığına itmesi gibi. Diğer bir yandan ise seyahat tutkusunun insanlara minimalizmi ve fonksiyonelliği özletmesi, biz tasarımcılara iyi tasarım yapabilmek için tüketimi, değişimi ve toplumu dikkatli takip etmemiz gerektiğini hatırlatıyor.


Toz pembe heykelsi bir koltuk ile açık bej tonunda, amorf formlu ve dokulu bir "foam table" sehpanın yakın çekimi. Sehpa üzerinde minimalist siyah bir kuş figürü yer alıyor; arka plandaki mat ve sıcak duvar dokusuyla organik modern bir atmosfer yaratılıyor

Söyleşimiz için ayırdığınız zaman ve paylaştığınız değerli görüşler için teşekkür ederiz Tuğçegül Hanım.

Nazik davetiniz ve bu keyifli sohbet için ben teşekkür ederim.


TALENT Insights: Tasarım Hikayeleri blog serimizin bu bölümünde, endüstriyel tasarımcı Tuğçegül Ülker ile Foam Tables projesi üzerinden organik form dili, mekânla kurulan ilişki ve sürdürülebilir tasarım anlayışını konuştuk. Bir sonraki mobilya tasarım yazımızda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page