top of page

LUCENTE: Sanem Canpolat ile Söyleşi

  • Yazarın fotoğrafı: Ali Kokal
    Ali Kokal
  • 22 saat önce
  • 2 dakikada okunur

LUCENTE, kütle ve hafiflik arasındaki ilişkiyi yeniden ele alan bir tasarım. Cam taşıyıcılar üzerine yerleştirilen ahşap yüzey, zeminden koparak “yüzer” bir etki oluştururken; taş kaide bu kompozisyona dengeli bir karşılık veriyor. Malzeme tercihleri ve oran kararlarıyla şekillenen tasarım, görsel algı ile yapısal gerçeklik arasında bilinçli bir gerilim kuruyor. TALENT Insights: Tasarım Hikayeleri serimizin bu bölümünde, LUCENTE’in tasarımcısı Sanem Canpolat ile tasarımın arkasındaki yaklaşımı konuşacağız.


Tasarımcı Sanem Canpolat

Ahşap kütlenin cam taşıyıcılar üzerinde “yüzer” gibi algılanması güçlü bir etki yaratıyor; bu hafiflik hissini oluştururken dengeyi nasıl kurguladınız?

-Tasarım algısını manipüle etmek istedim. Normalde ağır bir kütlenin yere oturmasını beklersiniz; ancak bu kütleyi ışık geçiren bir katmanın üzerine koyarak, kütlenin havada süzülüyormuş hissini yaşatmak istedim. Bu sayede tasarım, mekânda hantal bir obje olmaktan çıkıp dinamik bir heykel haline geldi.


Kulpsuz ve sade ön yüzeylerin oluşturduğu minimal yaklaşımın kullanıcı konforuna etkisi nedir?

-Kulpsuz ve sade ön yüzeyler, görsel gürültüyü azaltarak ürünü bir 'mobilya deposu' olmaktan çıkarıyor. Tasarımı doğru kurgulanmış yapısı, estetik görüntüsü ve kolay kullanımıyla kullanıcıyı konforuyla karşılıyor.


Masif ahşap ile açık tonlu taş kaidenin birlikteliğinde hangi kriterler belirleyici oldu?

-Bu birliktelikteki ana kriterimiz duyusal dengeydi. Taşın zamansız, soğuk ve anıtsal duruşunu, ahşabın organik sıcaklığı ve dokusuyla birleştirmek istedim.


Peki, yüzey seçimi yaparken ışık etkisini nasıl değerlendirdiniz?

-Ahşap yüzeylerdeki damar yapısı, ışıkla etkileşime girdiğinde daha dinamik bir yüzeye dönüşür. Ahşabın sıcaklığını, yaratacağı ışık etkisi ile destekleyip hem estetik hem de işlevsellik açısından dengeli, yaşayan bir tasarım oluşturmayı hedefledim.


Cam, ahşap ve taşın dengesiyle “yüzer” bir etki yaratan modern bir TV ünitesi.

Kapak oranları ve modül ölçülerini belirlerken neyi esas aldınız?

-Ürünü çizerken 'tasarlanabilir' olduğu kadar 'uygulanabilir' ve 'sürdürülebilir' bir ürün kimliğine sahip olması da önemlidir. AR-GE sürecinin bilincinde olarak oran-orantı prensiplerini gözetmek, üretim standartlarına adaptasyonu kolaylaştırırken malzeme israfını minimize eden sürdürülebilir bir yaklaşım sunuyor.


Projede estetik hafiflik ile dayanıklılık arasında nasıl bir denge kurmayı amaçladınız?

-İlk bakışta ürüne bakıldığında amacım, kullanıcıya 'bu nasıl ayakta duruyor?' sorusunu sorduracak olmaktı. Havada süzülme illüzyonu, hafiflik hissini kütleyi zeminden kopararak ve şeffaf taşıyıcılar kullanarak oluşturdum. Ancak bu görsel 'boşluk', yapısal olarak en zayıf göründüğü noktada aslında en güçlü çözümünü barındırıyor. Tasarımda kullanılan her malzeme ve detay tesadüfi değil; neden orada olduğunun bilincinde olarak bir dengeyle tasarlanıyor.


Cam, ahşap ve taşın dengesiyle “yüzer” bir etki yaratan modern bir TV ünitesi.

Bu değerli paylaşımlarınız ve LUCENTE tasarımına dair aktardığınız bilgiler için teşekkür ederiz.

-Davetiniz için ben teşekkür ederim.


LUCENTE, kütle ve hafiflik arasındaki ilişkiyi yeniden yorumlayan yaklaşımıyla, malzeme ve denge üzerinden kurulan güçlü bir tasarım dili ortaya koyuyor. Cam taşıyıcılar, ahşap yüzeyler ve taş kaide arasında kurulan bu ilişki, tasarımın düşünsel bir üretim olduğunu hissettiriyor.


Sanem Canpolat’ın tasarım sürecine dair paylaştığı yaklaşım, çağdaş iç mimarlıkta algı, denge ve malzeme ilişkilerinin ne kadar belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. LUCENTE, sade bir dille kurduğu bu etkiyle, mekân içinde kendine özgü bir duruş sergiliyor.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page