Ayşe Şama ile Istanbul: The Century-Old Ritual Üzerine Söyleşi
- Ali Kokal

- 1 saat önce
- 4 dakikada okunur
Bir ritüelin mekandaki karşılığı, yalnız ona ayrılan alanla sınırlı değil. Malzemenin bedende bıraktığı his, hareketlerin izlediği sıra ve gündelik akışın ne ölçüde yavaşlatılabildiği de deneyimin parçası. Hamam kültürü bu açıdan yıkanmanın ötesine geçen, arınmayı, sosyalleşmeyi ve bedensel yenilenmeyi bir araya getiren köklü bir mekan pratiği anlamına geliyor. Bu pratiği bugünün konaklama alışkanlıkları içinde ele almak ise geçmişi biçimsel olarak tekrarlamaktan daha kapsamlı bir tasarım yaklaşımı gerektiriyor.
Ayşe Şama’nın Istanbul: The Century-Old Ritual projesi, hamam kültürünü 36 metrekarelik bir otel odasının sınırları içinde bireysel bir deneyim olarak yeniden yorumluyor. Söyleşi, “yüzyıllık ritüel” fikrinin tasarımdaki karşılığından başlayarak aidiyet, mekansal akış ve çağdaş konaklama deneyimi arasındaki ilişkiye uzanıyor.
TALENT Insights: Tasarım Hikayeleri serimizde, tasarımın farklı ölçeklerde ve disiplinlerde nasıl değer ürettiğini sektör profesyonellerinin deneyimleri üzerinden ele alıyoruz. Serimizin bu bölümünde, Ayşe Şama ile Hotel Designer Awards finalisti Istanbul: The Century-Old Ritual projesini, İstanbul’un hamam kültürünün çağdaş konaklama deneyiminde nasıl yeniden yorumlandığını, ritüel ve aidiyet kavramlarının mekansal kurguya yansımalarını, malzeme ile zanaatın kent hafızasıyla kurduğu ilişkiyi ve 36 metrekarelik bir otel odasında işlev, mahremiyet ve akış arasında oluşturulan dengeyi konuştuk.

“Yüzyıllık ritüel” ifadesi tasarımda hangi deneyimi anlatıyor?
Tasarımda "yüzyıllık ritüel", günümüz dünyasında genellikle sterilleştirilmiş ve köksüzleştirilmiş minimalizme karşı bir duruşu temsil ediyor. İstanbul’un yüzyıllardır süregelen zengin hamam kültürünü ve arınma geleneğini çağdaş lüks anlayışıyla buluşturarak misafire sunmayı hedefledim. Burada bahsettiğim şey sadece bir yıkanma eylemi değil, kişinin gündelik koşuşturmacadan sıyrılıp kendi içine döndüğü, bedenini ve ruhunu yenilediği, longevity (uzun ve sağlıklı yaşam) odaklı kişisel bir arınma ritüelidir.
Mozaik çalışması İstanbul anlatısını mekana nasıl taşıyor?
Mozaik çalışmasında değerli sanatçı Devrim Erbil’in ikonik İstanbul tablolarından yararlandım. Sanatçının eserini zanaat değeri yüksek mozaik işçiliğiyle buluşturdum. Çünkü mozaik de başlı başına köklü bir kültür ve detaylı bir işçiliktir. Bu çalışma, odaya giren misafir için sadece duvarda asılı duran bir görsel öge değil, İstanbul’un tarihsel katmanlarını, Boğaz'ın ve şehrin ritmini mekanın içine sızdıran canlı bir hikaye anlatıcısı işlevi görüyor.
Hikaye anlatan bir oda ile dekoratif bir sahne arasındaki sınırı nasıl korudunuz?
Bu sınırı "aidiyet" kavramını merkeze alarak korudum. Dekoratif bir sahne nesnelere ve yüzeysel görselliğe odaklanırken hikaye anlatan bir oda kullanıcıda "nerede olduğu ve nereye ait olduğu" hissini uyandırır. Tasarımda yer alan her malzeme, ışık açısı ve doku tesadüfi bir estetik kaygıyla değil, İstanbul’un köklü kültürüne ve arınma ritüeline hizmet edecek şekilde mekana yerleştirildi. Böylece mekan teatral bir dekor olmaktan çıkıp yaşayan ve hissettiren bir mimari deneyime dönüştü.

Hamam kültüründen bugüne hangi duyguyu taşımak ve bunu çağdaş konaklama deneyimine nasıl uyarlamak istediniz?
Geleneksel hamam kültürünün özünde yer alan "arınma, sosyalleşme ve şifa" duygusunu bugünün bireysel lüks ihtiyacına göre yeniden yorumlamak istedim. Geçmişte toplu halde yaşanan bu hamam deneyimini modern bir otel odasının mahremiyetinde bireysel bir ritüele dönüştürdüm. Isıtmalı Marmara mermeri hamam taşı, entegre buhar sistemleri ve gelişmiş iklimlendirme teknolojilerini bir araya getirerek bölgenin kendi tarihsel taşıyla bu yüzyıllık kültürü bütüncül bir wellness ve longevity deneyimi olarak otel odasına entegre ettim.
Banyo dahil 36 m²’lik yarışma sınırı, mekansal kurgunuzu nasıl etkiledi?
36 m²'lik alan sınırını bir kısıtlama olarak değil, aksine akışkanlığı ve fonksiyonel entegrasyonu artıran bir fırsat olarak ele aldım. Katı duvarlarla mekanı bölmek yerine, alanlar arası görsel diyalogları açık tuttum. Yatak alanı, yaşam alanı ve ıslak hacimler birbirinin içine süzülen, sınırları yumuşatılmış tek bir kurgu halinde tasarlandı. Bu sayede 36 m² içinde hem hamam ritüelini hem konaklama konforunu sıkışmışlık hissi yaratmadan son derece ferah bir akışla çözebildim.

Yatak, oturma alanı ve küvetin yakınlığını günlük kullanım açısından nasıl çözdünüz?
Bu üçlü arasındaki ilişkiyi mekansal geçirgenlik ve kurgusal dengeler üzerinden çözdüm. Jakuziyi ıslak hacme yakın tutarak işlevselliği korurken, odadaki genel atmosferden de tamamen koparmadım. Jakuziyi yerleştirdiğim, hamam geleneğinin ve bölgenin simgesi olan Marmara mermeri platform ile hem ıslak alan sınırını belirledim hem de ona mekanda heykelsi, sanatsal bir obje niteliği kazandırdım. Böylece misafir, bu özel mermer platform üzerindeki jakuzide arınma ritüelini yaşarken aynı zamanda odadaki Devrim Erbil mozaik çalışmasından yansıyan İstanbul Boğazı manzarasını izleme keyfine erişiyor.
Hotel Designer Awards’ta finalist olmak, projenize yeniden baktığınızda size ne düşündürüyor?
Hotel Designer Awards gibi uluslararası ve saygın bir platformda finalist olmak, tasarım felsefemin ve "steril minimalizme karşı kimlikli mimari" duruşumun küresel ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor. Projeye geri dönüp baktığımda yerel değerlerin, köklü kültürlerin ve doğru hikaye anlatıcılığının modern lüks otelcilikte ne kadar güçlü bir geleceğe sahip olduğunu bir kez daha görmek bana büyük bir gurur ve heyecan veriyor.

Ayşe Şama’nın değerlendirmeleri, kültürel hafızayla ilişki kuran bir mekanın yalnızca biçimsel referanslarla inşa edilemeyeceğini ortaya koyuyor. Ritüel, aidiyet, malzeme, zanaat, teknoloji ve kullanıcı deneyimi projenin tasarım yaklaşımını birlikte şekillendiriyor.
Bu açıdan proje, hamam kültürünü olduğu gibi yeniden üretmek yerine arınma geleneğini çağdaş bir konaklama deneyiminin mahremiyeti içinde yorumluyor. Devrim Erbil’in İstanbul anlatısından hareketle hazırlanan mozaik çalışma ile Marmara mermerinin kullanımı kent hafızasını mekana taşırken 36 metrekarelik alanda kurulan geçirgen düzen, işlev, konfor ve mekansal akış arasında denge kuruyor. Şama’nın steril minimalizme karşı benimsediği kimlikli mimari yaklaşım da tasarımın yerle ve kültürle bağını görünür kılıyor.
TALENT Insights: Tasarım Hikayeleri serimize katkı sunduğu ve Hotel Designer Awards finalisti Istanbul: The Century-Old Ritual projesinin düşünsel ve mekansal katmanlarını bizimle paylaştığı için Ayşe Şama’ya teşekkür ediyor; finalde kendisine başarılar diliyoruz.
Yorumlar